30 Mayıs 2017 Salı

Erol DİZDAR

Galata Kulesinin Sırları Ve Tapınak Fahişeliği



İstanbul’un silüeti ile belki de en çok özdeşleşmiş semtlerden biri o meşhur Galata ve burası ile bütünleşen Galata Kulesi. Galata’nın tarihine bakacak olursanız, birçok bilgiye ulaşabilirsiniz. İstanbul’un fethedilmesinden sonra, Galata Kolonisi de kendiliğinden Fatih’e teslim olmuştur. İstanbul kuruldu kurulalı, bilinen en eski tarihte de burada yaşayan “bir sülale”, tarihin her döneminde sahnede yer almış ve varlığını sürdürme başarısını göstermiştir. Buradaki başarı, kendilerine göre tabi. İşte ben sizlere bugün Galata Kulesi’ni ve bu esrarengiz sülaleyi anlatacağım.
“Galata Kulesi, aslında gemiler için bir deniz feneri görevi görmekteydi. Bizans devrinde buraya İsa Kulesi ismi verilmişti. Uzun yıllar bu isimle anıldı. Ta ki fethe kadar. Fetihten sonra Türklerin eline geçen bu kule, çok çeşitli amaçlar için kullanılmıştır: Hapishane, deniz feneri, yangın kulesi. Ayrıca 16. yüzyılda Kasımpaşa tersanelerinde çalıştırılan Hıristiyan harp esirlerinin barınağı olarak da kullanılmıştır. Fakat Kule’nin kullanım amaçları arasında, en önemlisi rasathane olarak kullanılmasıdır ki, Sultan III. Murat'ın müsaadesiyle burada müneccim Takiyüddin tarafından bir rasathane kurulmuştur. Ancak bu rasathane, 1579'da kapatılmıştır. Burasının bir gözlem kulesi olması dikkat çekiciydi. İşte az önce dikkat çektiğim o sülale, devreye girerek rasathaneyi kapattırmıştır.